top of page

GEZEGENDE GEZERKEN

turuncu bir alev yükseliyordu gökyüzüne

hem yerden hem sudan

martılar kanatlarını unutmuşlardı

hiç kalkmıyorlardı çatılardan

Nil çekingen akıyordu 

sessiz ve uysal

yeşil ve gri giysiler içinde 

yatağını doldurmadan

...

image.png

İşim gereği çok fazla seyahat ettim, haftada dört-beş yolculuk yaptığım olurdu. İş için çok seyahat etmek yorucu ve sıkıcıdır. Yorulmanın çaresi dinlenmek.  Sıkılmamak için de çeşitli alışkanlıklar kazanırsın; gazete, kitap, bilgisayar, bulmaca… Ben bunlara ek olarak kısa notlar almayı alışkanlık edindim.           

      Çalışma hayatımı noktaladıktan sonra aldığım bu kısa notları tek tek inceledim. Onları birleştirdim, ayırdım, ekledim, çıkardım… Özetle düzenledim.  Kitaptaki şiirler bu şekilde oluştu. Aralarında seyahatlerim sırasında not olarak değil de şiir olarak yazılmış olanlar da var. 

sen neden buradasın silahçı amca

bir şey mi unuttun çöllerimizde

ne zaman görsem seni

palmiye fokurdatıyorsun

nargile gölgelerimizde

 

sen silah sattıkça bana

dizlerime çivi batar

gözümü kör eder karanlığın

tam şuramda bir yerime takılır 

yutamam, büyük lokma

bana göre değil uygarlığın 

...

sende

hayallerimi buldum bir parça

bir parça iki gözümü

koklayamadığım çiçekleri sevdim

yaşayamadıklarımı öğrendim

güzel ellerinde

sende ben

hatırladım öteki yüzümü​​

sebep yokken 

hiç öpmedim ellerinden

ya bayramdı ya seyrandı

dizinin dibinde oturmadım sen istediğin kadar

yanında üç günden uzun kalmadım

hep bir bahanem vardı

saçlarını toplamalarını özledim 

merak merak bakmalarını özledim

hem erkenden gelmiş gibi 

hem de geç kalmış gibi 

oturup kalkmalarını özledim

bottom of page