top of page

ZATEN BU MEMLEKETTE...

Güncelleme tarihi: 12 Şub


Akşam saatleri, kendi aracınla işten eve dönüyorsun.  Yorgunsun, bütün gün oradan oraya koşturup durdun. Trafik tıkalı. Bir kavşağa yaklaşırken yoğunluk iyice arttı, araçlar adım adım ilerliyor. Sıkıntılı bir şekilde sağa sola, önündeki araçlara bakıyorsun. Radyodan gelen müziği işitmiyor gibisin. Bir an önce yolculuğun bitmesini ve evine ulaşmayı hayal ediyorsun.  


Hava yağmurlu. Hemen önündeki otomobilin camı açılıyor. Camdan dışarıya bir kol çıkıyor. Güçlü birine ait olduğu belli olan yapılı el bileğindeki pahalı takılar dikkatini çekiyor. O ana kadar hareketsiz duran araçlar yavaş yavaş ilerlemeye başladığı sırada camdan dışarı uzanan kol orta boy bir poşeti asfalta boca ediyor. Ayçiçeği çekirdeği kabukları hafif esintinin etkisiyle sağa sola uçuşuyor, araç yavaş yavaş ilerlediği için asfaltın üzerinde bir çizgi oluşturuyor. 


Öylece bakakalıyorsun. Dışarı çıkan kol yeniden içeri çekiliyor. Aracın camı kapanıyor. Çekirdek kabukları sağda solda uçuşmaya devam ediyor.


Bu durumda ne yaparsın?


Yapılması Gereken

Böyle bir olaya tanık olursan yapacağın tek doğru iş aracın plakasını almak ve ilgili kamu kuruluşuna ihbar etmek. Hatta eğer yapabilirsen fotoğraf ya da video çek, elinde şikayetini destekleyecek bir belge olur. Yapılacak başka bir şey yok.


Aklından “ihbar edeceğim de ne olacak ki? Boşuna zaman harcamış olacağım” gibi düşünceler geçebilir. Kabul etmelisin ki bunların bir yararı yok. Çünkü bu düşünceler yapılması gerekeni değiştirmiyor, işini kolaylaştırmıyor. Sadece seni olan bitene katlanmaya yönlendiriyor.


Diyelim ki ihbar etmedin, o zaman zaten herhangi bir değişiklik yaşanmayacak. Gördüğün bir yanlışa göz yummuş olacaksın. Ama ihbar edersen yanlışı yapanın ceza alma olasılığı var. Yola çöp atmanın bir yerlerde, bir şekilde bir cezası vardır. Bu garanti edilemez elbette, olasılık düşük olabilir.  Ancak herhangi bir şey yapmamış olmaktan daha iyi bir sonuç.


Peki Sonra?

Sonrası yok. Hepsi bu kadar, ilgililere bildirmek dışında başka yapılacak anlamlı bir iş bulunmuyor. Bu konu üzerinde daha fazla düşünmeye, hatırladıkça kendini kötü hissetmeye gerek yok. 


Aradan zaman geçtikten sonra olanları hatırlayıp kaşlarını çatmak ve kötümser düşünceler üretmek zorunda değilsin. Arkadaş sohbetlerinde bu olayı anlatıp ne kadar kötü bir durum olduğunu dile getirmek de zaman kaybı. Bu küçücük örnekten yola çıkarak iri iri sözler söylemek, "Dünyanın çivisi çıktı, başımıza taş yağacak" diye düşünmek pek doğru değil. Çünkü poşet çivi çıktı diye boca edilmedi. 


Yaşadığın olayı olağan bir durum olduğunu kabul etmelisin. Neden dersen, insan böyle bir varlık. Bazen yere çöp atar. Gönül ister ki atmasın, ama atar. Üstelik dünyanın her yerinde atar, sadece bizim ülkemizde değil. 

Özetlersek yukarıdaki gibi bir olay yaşadıysan önünde iki seçenek var: ya ilgili kamu kuruluşuna ihbar edeceksin ya da etmeyeceksin. Daha sonra da olayı unutup gideceksin. Üstünde durmayacaksın. Bu olayın hayatını ve düşüncelerini etkilemesine izin vermeyeceksin.


Diğer Seçenekler

Başka şekilde hareket etmeyi de tercih edebilirsin. Arabadan inip yola çekirdek kabuğu döken kişiyi uyarabilirsin. İşe yarar mı? Pek değil. Ayrıca bu gibi durumlarda insanlar orantısız tepki verebilir. Kaşla göz arasında ceketleri fora edip gömlek kollarını kıvırmaya başlayabilirsiniz. 


Hele yüksek tonda ya da karşıdakinin hoşlanmayacağı sözlerle konuşursan ortam daha da acıklı bir hal alabilir. Ayrıca trafik yavaş ilerliyor olsa da iki sürücünün konuşmak için yolu kapatması kimsenin hoşuna gitmeyecektir.


Kendi kendine söylenmenin görünürde bir zararı yok. Alışkanlık olursa kötü. Her hoşlanmadığın olayda söylenmek güçlü yönlerini törpüler, seni zayıflatır. Yanında birisi varsa ve onunla konuşur gibi söylenirsen çok fazla bir fark olmaz. İkiniz birden etkilenmiş olursunuz.  


Söylenmenin dozunu abartır da pencereden kafanı çıkarırsan ve yüksek sesle "bu da oluyor mu yani, ne diye yola çöp atıyorsun" şeklinde konuşursan neyle karşılaşacağını kestirmek zor. Çünkü tam olarak kime söylediğin anlaşılmayabilir ve diğer sürücülerden biri senin söylediklerini üzerine alınabilir. Sonra ayıkla pirincin taşını.


Küresel Nakarat

"Zaten bu memlekette..." nakaratıyla başlayan sızlanma nöbetleri geçirmeye gelince. İşte asıl konu bu. Yapılmaması gereken asıl yanlış bu: Yerkürenin her yerinde yaşanan yanlış bir insan davranışı yüzünden işin içine memleketi karıştırmak.


Öncelikle kabul etmek gerekir ki “bizim memleketin her yeri pırıl pırıl, tertemiz” gibi bir iddia oldukça fazla bir iyimserlik olur. Ancak “başka ülkelerin sokaklarında tek bir çöp bile yok” diye düşünenler de konuyu enine boyuna araştırıp incelemeli ve yeniden değerlendirmeli. Ayrıca temizlik, sadece yerdeki çöp ile ilintili değil.


Aidiyet duygusu önemli. Bir topluma, bir topluluğa, bir aileye ait olmak var olmanın temel dayanakları arasında. İstese de istemese de içinde yaşadığı topluma ait oluyor insan. Hücrelerimize söz geçiremeyiz. O yüzden toplum için söylediğimiz her olumsuz sözü aslında kendimize de söylemiş oluyoruz. Özgüvenimizi, yaşama sevincimizi, hayatta kalma isteğimizi azaltıyoruz.


“Zaten bu memlekette…” nakaratı küresel bir nakarat. Gezegenimizde nereye giderseniz gidin insanlar ait oldukları memleket için bu gibi tepkiler veriyor. Bu nakarattan vazgeçmeli. Yaşadığımız yerlerde olumlu, güzel, iyi olaylar da yaşanıyor, hem de düşündüğümüzden çok daha fazla yaşanıyor. Olumluyu da görmeli. Hatta daha çok görmeli. Arayıp bulmalı ve öne çıkarmalı, görünür hale getirmeli.

Yorumlar


bottom of page