KİMSE AYRANIM EKŞİ DEMEZ
- Abidin Sönmez
- 10 Şub
- 2 dakikada okunur
Tanıştığımız, konuştuğumuz insanlar tarafından kabul görmek isteriz. Düşünce ve görüşlerimizin benimsenmesini, doğrulanmasını arzu ederiz. Kabul görmek herkesin hoşuna gider, bu çok doğal, insanca. Öte yandan uzlaşma olmadan kabul görmek olanaksız. Anlaşamayan yani ortak bir düzlem üzerinde duramayan kişiler birbirini onaylamaz. Onaylanma, doğrulanma ve benimsenme için gerekli ortamı uzlaşma sağlar.
Uzlaşma sağlanamadığı zaman çevremizdeki insanlarla konuşmamız zorlaşır. Bir süre sonra da tümüyle kesilir. Sohbet ederken bile durum farklı değil. Birbirinin aksi yönde görüşler ortaya koyan, ortak bir doğru bulamayan kimseler konuşmayı sürdürmekte sıkıntı çeker. Bir süre sonra söylenecekler biter. Çünkü bir uzlaşma gerçekleşmemiş. Üzerinde durabildikleri, yavaş yavaş ilerleyebildikleri bir zemin bulamamışlar.
Uzlaşma, iki tarafın üzerinde konuştuğu başlıkta tümüyle aynı görüşleri kabul etmesi demek değil. Çok sık olmasa da bu bazen gerçekleşebilir. Öyle durumlarda hayat bir başka güzel olur elbette. Ancak içinde yaşadığımız ayrıntı okyanusunda görüş birliği sağlamak zor. Ayrıntılar arttıkça farklı düşünenlerin sayısı da artıyor. Ayrıca her insan kendi düşüncesini beğenir. Kimse ayranım ekşi demez. Bu yüzden tam olarak hemfikir olmak kolay bir iş değil.
Uzlaşma artık sözlüklerdeki gibi değil. Yepyeni bir tanımı var. Kısaca iki insanın birbirini anlaması. Ortak olan ve olmayan noktaların neler olduğu konusunda hemfikir olması ve bu durumu kabul etmesi.
Yeni uzlaşmayı sağlamış iki insan konuşabilir. Birbirine söyleyecekleri ne varsa söyleyebilir. Çekinmez. Tepki geleceğinden endişe etmez. Çünkü farklılıklar biliniyor. Kimin hangi yöne baktığı, kimin neyi nasıl gördüğü iki tarafça da anlaşılmış durumda. Her biri ayrı bir düzlemde duruyor ve bunu ikisi de biliyor.
Gündelik yaşamda uzlaşma neden gerekli?
Tartışma çıkmaması için?
Küslük, dargınlık gibi tatsızlıkların yaşanmaması için?
Birbirimize kibar ve nazik olalım, ayıp olmasın, kimse gücenip kırılmasın?
Akla birçok yanıt gelebilir.
Yukarıda sıralananlar elbette değerli, elbette anlamlı. Ancak hiç biri uzlaşmaya olan ihtiyacın asıl sebebi değil. Bunlar "uzlaşma" sonucunun yan ürünleri.
Uzlaşma gerekli çünkü konuşmak canlı bir varlık olarak bizim için en önemli gereksinim. Çevremizdeki diğer insanlarla konuşmadan yaşam sürmek oldukça zor. Uzlaşma sağladığımız takdirde konuşabiliyoruz. Yoksa bir yere kadar.
Uzlaşmayı aklımızın bir köşesinde bulundurursak uzlaşırız. Yani istemek yeterli. Gerçekten istemek, içtenlikle arzu etmek, onu hedeflemek işin özünü oluşturuyor. Konuşmaya başlarken uzlaşma hedefiyle başlanırsa uzlaşılır. Ne yapar eder karşımızdakini anlarız, onun da bizi anlamasını sağlarız.
Uzlaşma isteyen, bunu içtenlikle arzu eden birinin karşı tarafa saldırması çok düşük bir olasılık. Can yakıcı ifadeler kullanması söz konusu bile olmaz. Çünkü ulaşmak istediği bir hedef var, kendini bu hedefe uygun şekilde biçimlendirecek. Kaslarını gevşetecek, dilini yumuşatacak. Isıran ifadelerden kaçınacak.
Yorumlar